Çekip gidesim var

Neyi ve kimleri değiştirebildim, ne kattım lan ben bu hayata? Ülkem bir darboğazda  yaptığım tek şey her ayın sonunda maaşımın yarısını vergi olarak ödemek. Bir koyun gibi. Bu günlerde yaptığım hiçbir şey içimden gelmiyor. Nasıl gelsindi ki!? Ben üç kuruşluk ekonomi diplomamla zıkkım ecnebi parasının karşısında eridiğimizi görüp hayıflanırken ve bunun gıda maddesi tüketimi yüksek olan dar gelirli üzerindeki etkisini hesap edip içim kan ağlarken, sen kendine bakan diyen tırt çıkıp kamunun ecnebi parasıyla borcu yok onlar özel sektörün ve hane halkı bundan etkilenmeyecek desin. Özelleştire özelleştire yer bırakmadınız, lan ne demek şimdi herkesin popisi kendine! Ülkecek özel sermayenin köpeği değil miyiz? Neresinden tutayım ben sizin bu devrik düzeninizin.

Sürekli bir tası tarağı toplayıp gitme sanrılarım var. Bu gitmek konusunda kendimi yalnız da hissetmiyorum üstelik. Hangi akranımla konuşsam o da aynı düşler içerisinde. Hayır bilader biz nerede yanlış yapıyoruz? Tamam dünya kirliydi, ben içine doğdum ama neden kirlenerek büyümeyi bünyeme yediremiyorum. Y kuşağımı yeni dünyanın Don Kişot’u, elimde bir paket OMO dolanıyorum avare. Algılayamamanın eşiğini zorlarken, kaçıp gitme duygusunu algılayamıyorum? Benim neslim Nazım Hikmet, Yılmaz Güney, Ahmet Kaya, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan gibi insanları idol olarak gördü ve ona göre büyüdü. Şimdi bizi küstüren nedir bu toprağa? Yenildik ve haberimiz yokmuş gibi davranarak hayatımıza devam mı ediyoruz?

Ben kendi adıma itiraf edeyim; Usandım artık, anlamayana anlatmaktan. Usandım artık, algısı kıt olanın ufkunu açmaya çalışmaktan. Usandım ben itin kuyruğu olmaktan. Çok iyi biliyorum küllerinden doğmayacak kurtuluş. Ancak düzen denen bataklığa gömülüyorum yavaş yavaş, kendimi koca ülkede kafeste hissediyorum. Senin durum nasıl bilader, hiç kendini sorguladın mı? Ben her sabah soğukta şirket aracımla işe giderken, durakta evine iki somun götürmek için titreyen insanları görünce vicdan azabı çekiyorum.

Kolay kolay demoralize olmam ancak elimde doğruyu oldurmak kudretinin var olmadığını algıladığım zamanlar kahroluyorum. En son bu his içimde uyandığında iki yıl dönmedim İstanbul’a, ruhum daralıyor, çekip gidesim var yine

*Evet sonuç olarak, ülkem bir kaos halindeyken ben yarın gidip hiçbir şey olmamış gibi davranarak ‘’benden istenen bu’’ ikiyüzlülükle buzdolabı satacağım.

**kafamda çok deli sorular var. Rakı içerek mavi ekranıma son veriyorum.

*** Tanımayanlar siyasi mücadele vermediğimi düşünmesin. Dumanı üstünde, rakı masasına bile meze etmediğim anılırım var. Maalesef anı olmaktan öteye gidemediler. Beni bilmeyen bu kadarını bilsin yeter. 

 #dağlıcasınırkartalı

 

 

Bu yazı Uncategorized kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın