Oyuna gelmeyelim!

Hafta başından beri Türkiye’de olup bitenleri İstanbul, Yalova, Kocaeli, Bolu, Düzce illerinde, halkın olaylara karşı  yerli ve yersiz tepkilerini kendi gözlerimle gördüm ve görmeye devam ediyorum. Aslında düğmeye basan şahsın ya da kurumların tamda istedikleri ortam; Kaosa doğru sürüklenen bir Türkiye tablosu. Arkadaş biz ne ara uçurumun eşiğine geldik demeyeceğim. Ben bildim bileli böyle, maalesef ben buraları dutlukken hiç göremedim.

Gezi parkı olaylarında sokağa çıkıp tepki gösteren ya da evlerinin balkonunda tencere tava çalan halka ateş püsküren ateist, alevi diyen bir kesim vardı hatırlarsınız. Şu an teröre karşı tepki göstermek için sokağa çıkan insanlara da faşist yaftası yapıştıran bir kesim var. Dikkatlice bakın iki kesimi de mantarlayan, göz hapsine alıp tukaka diyen kimler. Tabi ki siyasi partilerin, kitap evlerinin yakılması vandallıktır. Ancak bahsettiğim bu iki grup eylem tarzında da araya karışıp hedef şaşırtan, kendini bilmez uşaklar vardır. Mit bağlantılı Osmanlı ocakları gibi.. 

Yukarıda yaptığım girizgahta gelmek istediğim nokta bugün Soner Yalçın’ın yazdığı yazıydı. Buradan tıklayarak ulaşabilirsiniz. Buraları dutlukken hiç görmedim dedim. Bilader adamlar 20 yıldır yani zorlasalar benim yaşım kadar ülkeyi bu hale getirmek için didinmişler. O Hürriyet gazetesini basan trolün yazdıklarına söylediklerine nasıl şaşıyorsanız. Bunların yıllardır bu ülkeyi yıkmak için yetiştirildiklerini okuyunca da şaşırmayın. Adam bilinçli yetiştirilmiş. piyon olarak da sahaya sürülmüş. Satranç tahtasında iktidar partisinin arasına katılmıştır. Bence yalnız değildir. Onun gibi niceler vardır bu tahtanın üzerinde.

Ayık olalım lütfen.

 

Bu yazı Uncategorized kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın